ESKİŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ VAKFI, DERNEĞİ VE İNANÇ KURULU AÇIKLAMASI

ESKİŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ VAKFI, DERNEĞİ VE İNANÇ KURULU AÇIKLAMASI
19 Ekim 2022 tarihinde eklendi, 763 kez okundu.
Sosyal Medyada Bizi Paylaşın

C.BAŞKANI SAYIN, R.T.ERDOĞAN’NIN ALEVİ TOPLUMU VE CEMEVLERİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMASI BEKLENTİLERİ KARŞILADI MI?

1 Eylül 2021 adli yıl açılış töreninde Cumhurbaşkanı Erdoğan:

“DEVLETİN DİNİ ADALETTİR.”

demişti.

Adaletin ne kadar önemli olduğunu ifade eden bu söz müminlerin emir’i velayetin sahibi Allah’ın Arslanı şahı Merdan İmam Ali’el Murteza’ya aittir.

NİSA 58’DE DER Kİ:

“Allah emanetleri mutlaka ehline vermeniz ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman mutlaka adaletle hükmetmenizi emreder” der.

Bu bağlamda Nisa 58’de anlaşılacağı üzere Allah şu dinden bu dinden veya şu mezhepten bu inançtan demez insanı ve liyakati ön plana çıkarır.

Geçmişten bugüne İslam dünyasında yaşanan,

Alevilik, Sunnilik ve Şiilik İslam’ın ana yorumları olup, ibadet şekilleri(ritüelleri) yaşadıkları coğrafyadaki kültürlerin etkisiyle farklıdır.

Bugün bu farklı yorum ve uygulamaları tarafsız gözle inceleyen tarihçiler, ilahiyatçılar, araştırmacı yazarlar ve akademisyenler bu farklılıkları özetle şu şekilde tarif etmektedirlerler:

SÜNNİ’LİK,

Yoğunlukla Arap-Emevi kültürünün etkisindeki ritüel ağırlıklı bir islami yorumdur,

-Şİİ”LİK;

Ağırlıklı olarak Fars kültüründen etkilenmiş bir islami yorumdur.

-ALEVİLİK İSE ;

Ahmet Yesevi ocağından yetişen Horasan velileri, Erenleri ve Dervişleri ile, Anadolu’ya gelmiş bağlı oldukları Türkmen ocakları etrafında şekillenip birleşmiş, ağırlıklı olarak Türk kültüründen ve yaşanılan bölgelerdeki kadim kültürlerin, diğer etnik kültürlerin de etkilediği ” -Edep-Adalet-Ahlak-hoşgörü-doğa ve insan sevgisi temelli Tasavvufi ” bir islami yorumdur.

Bu nedenledir ki ibadet şekli, ritüelleri ve yorumu Sunni’lik ve Şii’likten farklıdır.

100 yıllik (M.650-750 ) Emevi hilafeti döneminde Emevilerin Türklere ve Türk topraklarına yaptıkları fetihler, katliamlar ve savaşlardan dolayı, kendilerine sığınan Ehlibeyt soylularının da etkisiyle;

TÜRKLER HAZRETİ ALİ TARAFTARLIĞINI VE EHLİBEYT YANLISI OLMAYI, YANİ ALEVİLİĞİ SEÇMİŞLERDİR.

( Bu yorum saygın Türk tarihçileri ve Türkolog yabancı tarihçilerin kitaplarındaki yorumudur.)

Aleviler;

Anadolu Tarihinde Hakk Muhammed Ali, Ehlibeyt(peygamber ailesi) ve peygamber soyunun (12 imamların) yolundan giden erenlerin evliyaların velilerin ve pir’lerin tasavvufi,sevgi inancı olarak hem Selçuklu’da hem Osmanlı’da,hemde cumhuriyet’de kurucu ana unsur olmuştur.

25 yıl önce cemevlerini “cümbüş evi” olarak niteleyen C.Başkanı Sayın Erdoğan’ın cemevi temel atma ve açılış törenlerinde kullandığı şu sözler gelinen nokta açısından dikkate değer sôzlerdir.

Aynı zamanda Sayın Erdoğan’ın bugünkü cemevlerini anlama ve tarif etme açısından da son derece önemlidir.

Temel atma konuşmasında Cem evleri ve Alevi Bektaşi dergahları için şöyle diyor Sayın Erdoğan:

-“Buraları Aşk ocağıdır, Edep ocağıdır.

– Hz peygamber ve Ehlibeyt’ine aşık olanların durağıdır.

-Medeniyetimize hayırlı insanlar burada yetiştirilir.

-Dergahlarımızda ilim ve ahlak birlikte yol yürür……….”

Yukarıda da belirttiğimiz gibi Sayın Erdoğan bu sözlerini milyonların önünde söylemesi geldiği nokta açısından dikkat çekicidir ve anlamlıdır.

İyimser bir bakış açısıyla

Sayın Erdoğan’ın bu sözlerini değerlendirdiğimizde, geçmişte söylediği olumsuz sözlerini terk edip, özür ve öz eleştiri olarak da değerlendirile bilinir.

AKP hükümeti 21 yıl gibi uzun bir iktidarı boyunca isteseydi ve idida ettiği gibi demokrat olabilseydi, Türkiye’nin önemli sorunlarını evrensel temel insan hakları ve anayasal özgürlükler konusunda rahatlıkla çözebilirdi. Aynı zamanda Alevilerin sorunları da çözülmüş olurdu.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen Alevi toplumu bugünde hala mazlum ve haklarını hukuki yollarla arayan barışçı bir toplumdur.

Bugün Aleviler, demokratik ve özgürlükçü Laik TÜRKİYE isteyen tüm toplum kesimleri ile birlikte eşit yurttaş olma temelinde; demokratik yollarla hukuk mücadelesi vermeye devam ediyorlar.

Aynı zamanda ülkemizdeki tüm toplum kesimlerinin kardeşliğini, barışı daim ve Kaim etmek için 21.y.y.da ülkemizin ve milletimizin hak ettiği refahı ve demokratik örnek bir ülke olma mücadelesini de vermeye devam ediyorlar.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan  cemevleri için kültür ve turizm bakanlığı bünyesinde bir başkanlık birimi oluşturulacağını söyledi.

Peki bütün bunlara rağmen bu açıklama Alevilerin beklentisine cevap verdi mi?

Elbet de hayır!

HALBUKİ ALEVİLERİN BEKLENTİSİ ŞUYDU:

-Cemevleri de ibadethane kabul edilmeli ve anayasal ve yasal güvenceye sahip olmalıydı.

-Eğer bütçeden inançlara para ayrılıyorsa,;

-Sunni’liğe ayrılan milyarlarca hazine yardımının aynı şekilde, Alevi, Şii ve diğer inançlara da ayrılmalı ve hakkınca verilmelidir.

GENEL OLARAK ALEVİLERİN BUGÜN İNANÇLAR KONUSUNDAKİ TEMEL DÜŞÜNCESİ ŞUDUR:

Hz . Muhammed’in uyguladığı ve sevgili peygamberimizden aldığı ilim ile 5 yıllık Devleti yönettiği dönemde Hz Ali’nin uyguladığı ve tekrar ettiği temel ilke, bugün islam coğrafyasında en çok ihtiyaç duyulan ilke olmaya ne yazık ki devam ediyor.

Bu ilke “DEVLETİN DİNİ ADALETTİR” ilkesidir.

Yüzyıllardır Müslüman devletlerde uygulanan din Devleti uygulaması, dini kuruluşlara para ayrılması ve ayrıcalıklı bir din sınıfı yaratılması sonucunda, Muhammed’i İslam’ın temel ilkeleri olan; adaleti, eşitliği, ahlakı, refahı ve barışı sağlayamamıştır.

Tam tersine bunların sonucu olarak bugün Müslüman toplumları bu arayışlarını Batı ülkelerinde- Hristiyan toplumlarında aramakta ve oralara sığınmaktadırlar.

-“21.yüz yılda her inanç kendi ibadethanesinin giderlerini, inanç önderlerinin ve hizmet edenlerin maaşlarını kendilerinin ödemesini ve nihayetinde bütçeden ayrılan bu önemli paranın eğitime, sosyal yardımlara, bilime ve teknolojiye ayrılmasını istiyoruz.’’

-Yok eğer ille de bütçeden inançlara pay ayrılacaksa, bu pay hakkaniyet içerisinde her inanca asgari bir ölçüde ayrılmalıdır.

– İsraf, şatafat ve lüks islam dininde olduğu gibi bütün dinlerin temel kurallarına ve insanlığın tüm değerlerine aykırı olduğu için bunlardan mutlaka kaçınılarak yardımlar yapılmalıdır.

-Devletin üst yönetim kadrolarında bugün hala hiçbir Alevi vatandaşa görev verilmemesi, var olanların tasfiye edilmesi yine hepimizin bildiği acı gerçeklerdir.

Bakan, vali, emniyet müdürü, general, hakim, savcı……v.b. gibi devletin üst düzey sivil-asker -yargı bürokrasisinde liyakatli Alevi inançlı bürokratlara yer verilmemesi, sınavlarda dereceye giren gençlerin mülakatlarda elenmesi büyük bir adaletsizlik, kul hakkı ve zulümdür.

Aynı zamanda anayasal suç olup acımasız bir ayrımcılıktır ve mezhepçiliktir.

Bu adaletsizliğe zulme, mezhepçilik hastalığına ve insanlık suçuna derhal son verilmesini ve düzeltilmesini talep ediyoruz.

-Ayrıca dergahlarımızın asli sahiplerine geri verilmesi ve yasal güvence altına alınmasını istiyoruz.

Bütün bunlara rağmen AKP iktidarının 21.yılında sayın Erdoğan’ın bugün Cemevlerini “Edep-ahlak yeri” olarak görme anlayışına gelmesini, toplumsal barış ve kardeşlik açısından olumlu bir bakış açısı olarak değerlendirip; kamuda, bürokraside, adalette ve mahkeme kararlarında beklenen adımların süratle atılmasını görmek istiyoruz.

Şayet Sayın Erdoğan bu konuda “gerek diyanet, gerek cemaatler ve muhafazakar camiadan oy kaybedeceğim” diye çekiniyorsa, en büyük dayanakları AHİM KARARLARINI ve KUR’AN’DAKİ KUL HAKKINI bu kesimlere hatırlatmalıdır.

Alevilerin talepleri doğrultusunda

AHİM(Avrupa İnsan hakları mahkemesinin) kararlarında belirtilen haklar sonucunda

yapılacak uygulamalar ı olumlu karşılarız ve destekleriz.

Her T.C.vatandaşı şu veya bu şekilde devletten zaten maaş veya emekli maaşı almaktadır.

Dedelerin veya cemevindeki diğer hizmetlilerin kadro alması hiçbir şekilde Hakk Muhammed Ali yolundan giden Aleviliği bozmaz, bozamaz eğer böyle düşünen varsa bu tamamen bir özgüven ve inanç eksikliğidir diye düşünüyoruz.

-Bize göre Aleviliğin bugün için en büyük ihtiyacı ve eksiği bir eğitim kurumuna sahip olmamasıdır.

-Kısa bir sürede Hacı Bektaş’ta açılacak ve Dede-Baba yetiştirecek Bir Alevi-Bektaşi lisesi ve enstitüsü bu önemli ihtiyaca cevap verebilecek bir kurumsal ve akademik yapıya kavuşabilir.

– Türkiye’deki tüm inançları aynı çatı altında toplayan fakat farklı başkanlıklardan oluşan özerk, yeni bir inanç kurum oluşmalıdır.

Bu kurum siyasetin vesayeti altında asla olmayıp özerk bir yapıda ve Sayıştay denetiminde olmalıdır.

-Alevileri kamuda temsil edecek siyasetin ve iktidarın emrinde olmayan özerk bir kurum oluşturulacaksa, bu kurum başta Ocak ve dergah temsilcileri dedelerden, Bektaşi babalarından, liyakatli-inançlı kurum temsilcilerinden ve Alevilik ile ilgili araştırma ve çalışma yapan Alevi akademisyenlerden oluşmalıdır.

-Her cemevine iki ‘dede iki zakir ve iki cenaze hizmeti(Erkek- kadın) yürütecek kadro tahsis edilmelidir.

Son olarak devletimizi yöneten bugünkü hükümete ve gelecek hükümetlere şunları söyleyebiliriz:

Bu konuda gerçekten samimiyseniz, kardeşliğimizi, birliğimizi ve dirliğimizi samimiyetle istiyorsanız, bu önemli toplumsal kardeşlik konusunu siyasete alet etmeden, Adalet, hukuk, insan hakları ve AHİM’in kararları ölçüsünde hızlı bir şekilde çözebilirsiniz.

“Ülkemizin temel sorunlarını çözmede samimi olup, ülkemizin birliğine, bütünlüğüne,

kardeşliğine, demokrasiye,

Adalete, insan hak ve özgürlüklerine inananların yolunda gidenlere Aşk olsun…”

İnsanlık ve adalet yolunda gidenlerin

HAKK MUHAMMED ALİ YARDIMCILARI,

HIZIR YOLDAŞLARI,

HÜNKAR HACI BEKTAŞİ VELİ HALDEŞİ OLSUN.

GERÇEKLER DEMİNE HÜ…

ESKİŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ VAKFI, DERNEĞİ VE İNANÇ KURULU.

 

basın1 basın2 basın3

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git